Bedelde Muvazaanın İspatında Banka Dekontlarının Delil Değeri

5 Eyl
3 dakikada okunur
Bedelde muvazaa, nispi muvazaanın uygulamada sık karşılaşılan görünümlerinden biridir. Taraflar hukuki işlemi gerçekten yapmak istemekle birlikte, aralarında kararlaştırdıkları gerçek bedeli gizleyerek görünürdeki sözleşmede farklı bir bedel gösterirler.
Uyuşmazlığın mahkemeye taşınması ve taraflardan birinin görünürdeki sözleşmede yazılı bedelden farklı bir gerçek bedel bulunduğunu ileri sürmesi hâlinde ise ispat sorunu ortaya çıkmaktadır. Muvazaalı işlemin tarafı, kendi muvazaasına dayanarak yazılı sözleşmenin aksini ileri sürüyorsa kural olarak iddiasını yazılı delille ispat etmek zorundadır. Bununla birlikte HMK m. 202 uyarınca, hukuki işlemi tamamen ispatlamaya yeterli olmamakla beraber işlemi muhtemel gösteren ve karşı taraftan sadır olan bir delil başlangıcının bulunması hâlinde tanık dinlenmesi mümkündür.
Banka Dekontu Delil Başlangıcı mıdır? Yargıtay Kararları Arasında Farklı Yaklaşımlar
Banka dekontlarının HMK m. 202 anlamında delil başlangıcı teşkil edip etmeyeceği konusunda Yargıtay kararlarının tamamen yeknesak olduğunu söylemek güçtür.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 16.02.2022 tarihli kararında oldukça açık biçimde banka dekontunun delil başlangıcı sayılamayacağı sonucuna ulaşmıştır. Daireye göre delil başlangıcının karşı taraftan sadır olması gerekir; banka dekontu ise banka tarafından oluşturulan bir belgedir:
“Bir belgenin yazılı delil başlangıcı kabul edilebilmesi için o belgenin üçüncü bir kişi tarafından değil, hasım elinden çıkması (...) zorunludur.” Yargıtay 7. HD, E. 2021/2241, K. 2022/1107, T. 16.02.2022.
Bu gerekçeyle Daire, “banka dekontlarının yazılı delil başlangıcı olarak kabulüne olanak yoktur” sonucuna varmış ve dekonta dayanılarak tanık dinlenmesini hukuka aykırı bulmuştur.
Buna karşılık Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.12.2022 tarihli kararında farklı bir yaklaşım görülmektedir. Daire, yine inançlı işlemlerin ispatına ilişkin açıklamalarında, yazılı delil bulunmaması hâlinde;
“mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların yazılı delil başlangıcı sayılacağı” Yargıtay 1. HD, E. 2022/3855, K. 2022/8088, T. 12.12.2022.
bulunmasının bunların yazılı delil başlangıcı sayılmasına ve iddianın tanık dâhil diğer delillerle kanıtlanmasına imkân vereceğini açıkça belirtmiştir.
Burada bir ayrım yapmak gerekir: 1. Hukuk Dairesi somut bir banka dekontunu inceleyerek “bu dekont delil başlangıcıdır” sonucuna ulaşmamış; banka dekontlarını genel olarak delil başlangıcı oluşturabilecek belgeler arasında saymıştır. Ayrıca ihtilafların farklı nitelikte olduğu da göz önünde tutulmalıdır.
Senet Üzerindeki Yazının Delil Başlangıcı Sayılması
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2021 tarihli kararında, limited şirket hisse devrinde noter sözleşmesinde 1.000 TL olarak gösterilen bedelin gerçekte 30.000 Euro olduğu ileri sürülmüştür. Davacı, bu iddiasını desteklemek üzere senedin arka yüzündeki “Şirketin %20 hissesine karşılık verilmiştir.” ibaresine dayanmıştır.
Hukuk Genel Kurulu, söz konusu yazının karşı tarafın eli ürünü olduğunun tespit edilmesi hâlinde bunun bedelde muvazaa iddiası bakımından delil başlangıcı teşkil edeceğini kabul etmiştir:
“Ancak dava konusu senedin arka yüzündeki ibare altında herhangi bir imza bulunmamaktadır. Bu nedenle anılan ibarenin davalının eli ürünü olduğunun tespiti durumunda bu ibare; limited şirket hisse devir bedelinin resmî şekilde yapılan sözleşmede gösterilen bedelden ziyade dava konusu senet bedeli kadar olduğuna dair iddiayı tamamen ispata yeterli olmamakla birlikte, söz konusu iddiayı muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse tarafından verilmiş bir belge olarak kabul edilebilir.”2017/2905, K. 2021/1214, T. 12.10.2021.
Kararın devamında sonuç daha açık biçimde ortaya konulmuştur:
“Dava konusu senet arkasındaki ‘Şirketin %20 hissesine karşılık verilmiştir.’ ibaresinin davalı eli ürünü olduğunun tespiti hâlinde bu belge, şirket hisse devir sözleşmesinin senet bedeli kadar olduğuna dair iddia bakımından bir yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Bu doğrultuda senet arkasındaki ibarenin davalıdan sadır olduğunun belirlenmesi durumunda yazılı delil başlangıcı niteliği kazanacak olan bu belgeye dayanılarak limited şirket hisse devir sözleşmesindeki bedelde muvazaa iddiasının tanıkla ispatı mümkün hâle gelecektir.” Yargıtay HGK, E. 2017/2905, K. 2021/1214, T. 12.10.2021.
Sonuç
Kararlar birlikte değerlendirildiğinde banka dekontlarının bedelde muvazaa ve benzeri uyuşmazlıklardaki ispat değeri konusunda katı ve tek yönlü bir Yargıtay uygulamasından söz etmek mümkün görünmemektedir. Bir Daire banka dekontunu, hasım elinden çıkmadığı gerekçesiyle delil başlangıcı saymazken; başka bir Daire banka dekontlarını açıkça delil başlangıcı oluşturabilecek belgeler arasında göstermektedir.
Buna karşılık karşı taraftan sadır olduğu tespit edilen senet üzerindeki bir açıklamanın HMK m. 202 anlamında delil başlangıcı oluşturabileceği Hukuk Genel Kurulu tarafından açıkça kabul edilmiştir.














































Yorumlar